1. This site uses cookies. By continuing to use this site, you are agreeing to our use of cookies. Learn More.

Atatürk İlkeleri (Açıklamalı)

Konusu 'Atamızla İlgili Bilgi ve Belgeler' forumundadır ve Hakan Koray tarafından 14 Aralık 2012 başlatılmıştır.

  1. Hakan Koray

    Hakan Koray Özel Üye Özel Üye

    Katılım:
    3 Ocak 2009
    Mesajlar:
    1.296
    Beğenilen Mesajları:
    805
    Tuttuğu Takım:
    Takım Tutmuyorum
    Cumhuriyetçilik

    Kemalist devrimler siyasi bir devrim niteliğindedir ve çok uluslu bir imparatorluktan Türkiye ulus devletine geçiş gerçekleştirilmiş ve böylece çağdaş Türkiye'nin ulusal kimliği kazandırılmıştır. Kemalizm, Türkiye için yalnızca Cumhuriyet rejimini tanımaktadır. Kemalizm insanların arzularını yerine getirebilecek yegane rejimin cumhuriyet rejimi olduğuna inanmaktadır.

    Halkçılık (Toplumculuk)

    Gerek içeriği gerekse hedefleri açısından bakıldığında, Kemalist devrim ayrıca bir toplumsal devrim niteliği de taşımaktaydı. Kemalist devrimler, özellikle İsviçre Medenî Kanunu olmak üzere Batı kanunlarının Türkiye'de uygulamaya konmasıyla birlikte kadınların konumuna kökten değişiklikler getirmiştir. Üstelik, 1934 yılında kabul edilen bir kanun ile kadınlar seçme hakkını almışlardır. Atatürk çeşitli ortamlarda Türkiye'nin gerçek yöneticilerinin köylüler olduğunu söylemiştir. Aslında bu durum Türkiye için bir gerçek olmaktan çok bir hedef niteliğindeydi. Gerçekte, halkçılık ilkesi için yapılan resmi açıklamada Kemalizmin sınıf ayrıcalıklarına ve sınıf farklılıklarına karşı olduğu ifade edilmekte ve hiçbir bireyin, ailenin, sınıfın ya da örgütün diğerlerinin daha üzerinde olmasını kabul etmiyordu. Kemalist ideoloji, aslında, Türk yurttaşlığı olarak anlatılan bir düşünceye dayanmaktaydı. Şeref ile birleşen yurttaşlık düşüncesi, onların daha fazla çalışmaları için gerekli psikolojik teşviki sağlayacak, birlik düşüncesi ve ulusal bir kimliğin kazanılmasına yardımcı olacaktı.

    Laiklik

    Kemalist laiklik yalnızca devlet ve dinin birbirinden ayrılması anlamına gelmiyor, ayrıca dinin eğitim, kültürel ve yasal konulardan da ayrılması anlamını taşıyordu. Laiklik din ve vicdan özgürlüğünü de güvence altına alıyordu. Laiklik, düşünce özgürlüğü ve kuruluşların dinî düşünce ve dinî kuruluşların etkisinden bağımsız olmaları anlamına da geliyordu. Böylece, Kemalist devrim ayrıca laik bir devrim idi. Kemalist devrimlerin birçoğu laikliği gerçekleştirmek amacıyla yapılmış ve diğer birçoğu ise laikliğe ulaşılmış olması nedeniyle gerçekleştirilebilmiştir.
    Kemalist laiklik ilkesi Allah karşıtı bir ilke değildi. Bu akılcı ve dini siyasetin dışında tutan bir ilke idi. Bu Kemalist ilke aydınlanmış İslâm'ın karşısında değil, çağdaşlığa karşı olan yobaz, sahtekâr fâsıklığın karşısındaydı.

    İnkılâpçılık (Devrimcilik)

    Atatürk'ün ortaya koyduğu en önemli ilkelerden birisi de devrimcilikti. Bu ilkenin anlamı Türkiye'nin devrimler yaptığı ve işlevsizleşmiş köhne kuruluşlarını çağdaş kuruluşlar ile değiştirmiş olduğu idi. İşlevsizleşmiş köhne kavramların iptal edildiği ve çağdaş kavramların benimsendiği anlamına geliyordu. Devrimcilik ilkesi, yapılmış olan devrimlerin tanınmalarının çok ötesine geçti.

    Milliyetçilik (Ulusçuluk)

    Kemalist devrim ayrıca milliyetçi bir devrim idi. Kemalist milliyetçilik asla ırkçı bir yapıda değildi. Bu devrimin amacı, Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığının korunması ve ayrıca Cumhuriyetin siyasal yönden gelişmesi idi. Bu milliyetçilik, tüm diğer milletlerin bağımsızlık haklarına saygılı idi. Yine bu milliyetçilik, toplumsal içerikli bir milliyetçilikti. Yalnızca anti-emperyalist değil, aynı zamanda gerek hanedan yönetimine, gerekse herhangi bir sınıfın Türkiye toplumunu yönetmesine karşı olan bir milliyetçilikti. Kemalist milliyetçilik, Türk devletinin vatanı ve milleti ile bölünmez bir bütün olduğu ilkesini savunmaktadır.

    Devletçilik

    Mustafa Kemal Atatürk yapmış olduğu açıklamalarda ve politikalarında Türkiye'nin bir bütün olarak çağdaşlaşmasının ekonomik ve teknolojik gelişmeye önemli ölçüde bağlı olduğunu açıklamıştır. Bu bağlamda, devletçilik ilkesi de devletin ülkenin genel ekonomik etkinliklerini düzenlenmesi ve özel sektörün girmek istemediği alanlara ya da özel sektörün yetersiz kaldığı alanlara ya da ulusal çıkarların gerekli kıldığı alanlara yine devletin girmesi gerektiğini savunmaktadır. Ancak, devletçilik ilkesinin uygulanmasında, devlet yalnızca ekonomik etkinliklerin temel kaynağını oluşturmamış, aynı zamanda ülkenin büyük sanayi kuruluşlarının da sahibi olmuştur.
     

Sayfayı Paylaş