Idari teşkilat

Aşk'a İnanmışt'ı

Genel Yönetici
Staff member
Katılım
28 Mart 2008
Mesajlar
23.247
Tepki puanı
2.148
Puanları
163
Yaş
40
Bulunduğu Yer
ŞANLIURFA
Tuttuğu Takım
GALATASARAY
MERKEZİ TEŞKİLAT

Başkent teşkilat:
Merkezi idari teşkilat içersinde yer alan kuruluşların hepsi devlet tüzelkişiliği altında temsil edilmektedir. Hükümet terimi siyasi, bakanlar kurulu ise idari anlamda.

  • Başbakan hükümetin genel siyasetinin yürütülmesinden sorumlu. Bu nedenle bakanlar üzerinde hem siyasi hem de hukuki bir denetim yetkisine sahip.parlamenter sistemde başbakan bakanlar üzerinde siyasal bağlamda denetim uyulabilirliği kabul edilir. Anayasanın 109 ve 112. maddeleri ile başbakana hukuki denetim yetkisi tanınmıştır. 112 è bakanlara talimat, tedbir, yönlendirme. 109 è herhangi bir bakanı görevden alması yönünde cumhurbaşkanına teklifte bulunma yetkisi. (hukuki amirlik). Doğrudan başbakana bağlanmış idari birimler vardır. (mit, köy hizmetleri, diyanet,) uygulamada bu denetim bir devlet bakanına verilir. O birim kamu tüzelkişiliğine sahipse devlet bakanı vesayet; ayrı bir kamu tüzelkişiliği yoksa o bakanın kurum üzerindeki denetimi bir hiyerarşik denetimdir.

  • Bakanlar kurulu kararları oybirliği ile alınır.

  • Her bir bakanlık kendi görev alanına ilişkin olarak devlet tüzel kişiliğini temsil ediyor. Devlet tüzelkişiliği dışında başka kimlikleri yoktur. 3046 sayılı kanun bakanlıkların kuruluşunu düzenler. Bizde hizmet ve devlet olmak üzere iki tür bakanlık var. Hizmet bakanlığı, herhangi bir temel kamu hizmetinde görevlendirilen kendisine ait bir teşkilatı olan bakanlıktır. Devlet bakanlığı ise kendisine ait bir teşkilatı yoktur. başbakana doğrudan bağlanmış birimlerin denetimi ile görevlidir. Başbakan adına hareket eder. Bir bakıma başbakan yardımcılığı.

  • Bakanlık sonrası gelen en üst makam müsteşar è müsteşar yard. è genel müdür ve daire başkanları olarak gider.

  • Bakan dışındakilerin siyasi sorumluluğu yoktur. bunlar devlet memurudur ve siyaset yapamaz. Bakanlıkların merkezi, taşra (il hatta ilceler ) ve yurtdışı teşkilatları bulunmaktadır.

  • Merkezi teşkilat è ana hizmet birimleri (bakanlıkların asıl görevlerini icra eden)
è danışma ve denetim birimleri (müşavir ve yardımcısı)
è yardımcı birimler
è araştırma ve geliştirme birimleri.

  • Bakanlıklar aynı zamanda ilişkili kuruluş
İlgili kuruluş
Bağlı kuruluş olarak da örgütlenmiş.

Bağlı kuruluş: bakanlıkların ayrı kanunla kurulmuş genel müdürlükleri. Ayrı idari teşkilata sahip. Bazılarının kendi kamu tüzelkişilikleri var. Bazılarının yok. İçişlerine bağlı kuruluşlardan emniyet genel müdürlüğü özel kanunla kurulmuş ancak ayrı kamu tüzelkişiliği yok. Orman müdürlüğü, karayolları genel müdürlüğü(bayındırlık), dsi (enerji ve tabii kaynaklar) ayrı kamu tüzelkişiliğe sahip.

İlgili kuruluş: ayrı kamu tüzelkişiliği var. Kuruluş kanunuyla ayrı teşkilatı var. Bakanlıkların üzerlerinde vesayet denetimi söz konusudur.
İlişkili kuruluş: kamu tüzelkişiliği var. Bağımsız idari otorite olarak regülasyon faaliyetini icra eder. Bakanlıkla arasında denetim yoktur. sadece üyelerini ilgili bakanlık seçer.

  • Hükümet göreve cumhurbaşkanın listeyi imzalaması ile başlar. 1 hafta içinde güvenoyu ister. Göreve devam etmesi güvenoyu almasına bağlı. Henüz güvenoyu almamış hükümetin sadece günlük işleri yapması yönünde hem siyasi hem hukuki karar vardır.

  • Cumhurbaşkanı işlemler bakanlar kurulu tarafından karşı imzaya tutulabilir mi?
  • Cumhurbaşkanı bir işlemi tek başına yapamaz. Anayasa ve kanunlarla tek başına yapacağı öngörülmeyen her türlü işlemi karşı imzaya tabidir. (Anayasa md. 105) anayasa md. 104 sayılan görevleri cumhurbaşkanı tek başına yapacağı yönünde bir eğilim vardır. Ancak hoca buna tam olarak bir anlam veremiyor.

  • Cumhurbaşkanı kanun hükmünde kararname imzalamama yetkisi var mı?
  • Bu konuda iki görüş vardır. Birincisi, türkiyede parlamenter sistem benimsenmiş ve yetki + sorumluluk hükümettedir. İmzalamama halinde cumhurbaşkanı siyasi sorumluluk üstlenmiş olur. İkinci görüş, cumhurbaşkanı yürütmenin başıdır + anayasada parlamenter sistemde bulunmaması gereken bazı yetkiler cumhurbaşkanına tanınmıştır. Bu nedenle parlamenter sistemden farklıdır. 104. maddede kararnameleri imzalamak sayılmıştır. Yetki ve usulde paralellik ilkesi gereği imzalamama yetkisi de vardır.

  • Cumhurbaşkanı tek başına yaptığı işlemler yargı denetimi dışındadır. Ancak müşterek kararnameler yargı denetimine tabidir. Danıştay, cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemlerde ikili bir ayrım yapar. Başka hiçbir organın katkısı olmadan yaptığı işlemler, ddk üye seçme, hükümlülerin affedilmesi,… nihai işlemde sadece cumhurbaşkanı imzası bulunmasına rağmen hazırlık işlemlerinde başkalarının da imzasının olması. Bu hallerde yargı denetimine tabidir. Rektör seçimleri gibi. Anayasanın 105. md. Bu şekilde daraltıcı yorumlanıyor.

  • Devlet denetleme kurulu è cumhurbaşkanına bağlı. İsteği doğrultusundaki konularda rapor hazırlıyor. Cumhurbaşkanı bu raporu başbakana veya çok acil durumlarda doğrudan ilgili birime gönderir. Silahlı kuvvetler ve yargı organları bu birimler dışında tutulmuştur.

Başkentte hükümete yardımcı kuruluşlar:

  • Danıştay: yargı merci + hükümete danışmanlık. 1 ve 2. daireleri hükümete danışmanlık eder. 3 e ayrılır, danışma kararı, inceleme kararı ve idari karar verir. Danışma kararı: devletin en yüksek danışma organıdır. Görüş alma ilişkisi cumhurbaşkanı ve başbakanca sağlanır. Bunlar dışındaki birimler başbakan aracılığıyla görüş alır. Bazı kararlar için süre sınırlaması öngörülmüş olabilir. İnceleme: günümüzde sadece tüzükler için söz konusudur. Bakanlar kurulu ya ilk ya da Danıştay kararı yönünde tüzüğü yürürlüğe sokabilir. Ancak hocamız tüzük çıkarma yetkisinin bakanlar kurulu ile Danıştay arasında paylaştırıldığını bu nedenle Danıştay dan gönderilen metnin aynen kabul edilmesi gerektiğini savunuyor. İdari karar: yerel yönetimlerin vesayet denetimine tabi tutulmasına yönünde idari kararlar vermektedir. Memurların yargılanması, belediye kanunu, bu kararlarına karşı anayasa madde 125 gereği dava açılabilir. Üyelerinin ¼ ü cumhurbaşkanınca, geri kalanları HSYK. Danıştay üyeleri yüksek hakim statüsünde. İdari işler kurulu è 1 ve 2. dairelerin verdiği kararları denetler. Danıştay dava dairelerinden gelen üyelerden oluşur. Dava dairesi üyesi daha önce görüş verdiği konunun üzerinde açıklan davada çekilmek zorunda değil. Ancak bu AİHM içtihatlarına göre hukuka aykırılık teşkil etmekte.

  • Sayıştay: anayasa md. 160. TBMM’ ye yardımcı kuruluş. Genel ve katma bütçeli idareleri TBMM adına denetler. Devlet adına yapılan harcamaları Sayıştay ve başbakanlık yüksek denetleme kurulu denetler. Anayasa mahkemesi sayıştayı yüksek mahkeme olarak saymıyor. Bundan hareketle bir yargı organı olarak da görmüyor. Sayıştay kararı nihai olup kesin kara verir. İdari görevleri è bütçenin uygulanması sırasında vize ve tescil, bütçe sonrasında ise rapor. Vize, harcamaların bütçeye, tescil ise sözleşmelerin bütçeye uyguluğudur. Bunlar dışında hesap mahkemesi. Üyeleri TBMM tarafından, Sayıştay genel kurulunca belirlenen 4, komisyon 2, meclis 1.

  • Milli güvenlik kurulu: anayasa md. 117, 118. danışma organı. Hukuken bağlayıcılığı yok.

  • Devlet planlama teşkilatı: anayasada planlama faaliyetleri. 540 sayılı kanun hükmünde kararname.


Taşra teşkilatı:

  • Merkezi idarenin uzantısı
§ il idaresi
§ ilçe idaresi
§ bucak idaresi.
  • Anayasa md. 126 ya göre bölge idaresi şeklinde de yapılanma mümkün. GAP, OHAL bölge valiliği.

  • İl idaresi: başında vali. Kamu tüzelkişiliği yok. Vali, il idare şube başkanları(bakanlıkların ildeki temsilcilikleri) ve il idare kurulundan oluşur. Valinin 3 farklı kimliği vardır. İlde devletin temsilcisi, hükümetin temsilcisi (bu anlamda siyasi kimliği vardır. Hükümetin siyasal programının o ilde uygulanmasından sorumlu.) ve her bir bakanlığın o ildeki temsilcisi. Her bakan valinin hiyerarşik amiri. Devletin temsilcisi olduğundan ildeki yerel yönetimler üzerinde vesayet yetkisi var. Adli ve askeri makamlar dışında tüm memurların amiri. Valilik istisnai bir memurluk. TC vatandaşı + ortaokul mezunu olması yeterli. Görevden alınmaları mümkün. Ancak bu durumda merkez valiliğine geçer.

  • İlçe idaresi: il idaresine paralel yapılanma mevcut. Kaymakam (vali yetki genişliği ilkesinden yararlanır ancak kaymakam yararlanamaz. Valilik gibi istisnai değil, devlet memurluğu. İlçedeki tüm memurların amiridir.)





YERİNDEN YÖNETİM KURULUŞLARI
è Yerel yönetim kuruluşları
è Hizmet yerinden yönetim kuruluşları
è Bağımsız idari otoriteler

bir idari birimin merkezi mi yoksa yerinden yönetim birimi olup olmadığını anlamanın yolu devlet tüzelkişiliği dışında ayrı bir kişiliğinin olup olmadığına bakılmasıdır.

  • Yerel Yönetim Kuruluşları

è il özel idaresi
è belediye idaresi
è köy idaresi

  • il özel idaresi: ayrı bir kamu tüzelkişiliği vardır. İl genel idaresi ise devlet tüzelkişiliğini temsil etmektedir. Yerel yönetim olması nedeniyle karar organları o yörede yaşayanlarca secimle başa gelir. Günümüzde önemini yitirmiştir. İl içersinde küçük yerleşim birimleri arasında yol, okul, onarım, yapımı bakım. Bataklıkların ve göllerin kurutulması… 3 birimden oluşur.
- İl genel meclisi: karar organıdır. Üyeler seçimle başa gelir. Bu seçimlerde nispi temsil sistemi uygulanır. Üyelerin sayısı nüfusa göre değişir. Her istediğinde toplanamaz. Mayıs ve kasım olmak üzere ve max. 30 gün süreyle yılda 2 kez toplanır. Ancak olağanüstü toplanma valice istenebilir. En önemli görevi il bütçesini onaylamak. Bütün kararları valinin onayına tabidir. Vali bu kararları onaylar ya da 20 gün içinde Danıştay’a gönderir. Danıştay 1. dairesi bu konuda karar verir. Onay veya onaylamama yönünde olur. Bu karar bir idari karar olup hakkında Danıştay dava dairelerinde dava açılabilir.
- İl daimi encümeni: il özel idaresine danışmanlık yapar. İl genel meclisi üyeleri arasından seçilir. İl genel meclisinin toplantıda olmadığı zamanlarda onun adına hareket eder. O ilin bir bakıma sayıştayı.
- Vali: yerel birim olmasına rağmen başkanı merkezi idare temsilcisi olan validir. Buradaki sıfatı yerel yönetim biriminin başkanı. Devletin temsilcisi olması nedeniyle il genel meclisi kararları üzerinde vesayet denetimi yapıyor.

· Belediye:devlet tüzelkişiliği dışında ayrı bir tüzelkişiliğe haiz. Büyükşehir belediyelerinin olduğu yerde hem Büyükşehir hem de ilçe belediyelerinin ayrı tüzelk. Var. 1580 sayılı belediyelerin kuruluş kanunu. Her il ve ilçe merkezinde kurulması zorunlu. Nüfusa bakılmaksızın. İl ve ilçe merkezi olmayan nüfusu 2000den fazla olan yerlerde, aralarındaki mesafe 500 mtr. Geçmemek kaydıyla birden çok köy birleştirilerek, öncelikle referandum yapılır ve çoğunluk olumlu karar verirse il genel meclisi karar alır. Dosya valiye gider. Vali onaylarsa içişleri bakanının onayı halinde Danıştay incelemesi kabulü halinde müşterek kararname ile kurulur. O yerdeki yerel ihtiyaçları sağlamakla görevli. Belediyeler kanununa göre zorunlu ve ihtiyari görevleri sayılmıştır. Çeşitli yetkiler de bu kanunda yer almıştır. Zabıta yetkileri, vergi ve resimleri tarh ve tahsil etme, emlak ve çöp vergisi, su havagazı, otobüs ve vapur gibi bir takım hizmetlerin yürütülmesi için imtiyaz verme ve sözleşme yapma yetkisi tanınmıştır. Son yıllarda enerji ve telekomünikasyon konularında bu yetkiler bağımsız idari otoritelere geçmiştir.


- belediye meclisi: seçimle, nispi temsil, nüfusa göre, 9dan az olamaz. Yılda 3 toplantı. Ekim şubat haziran. Bütçenin görüşüldüğü toplantı 30 gün diğerleri ise 15 gün. Olağanüstü toplanma belediye başkanı, vali onayı ve meclis üyelerinin 1/3 ü istemi üzerine. Toplantı yer ve zamanı kanunda belirlenmiş ve bunlara uyulmaması halinde üyeler yaptırıma tabi. Meclisin feshine yol açabilir. İçişleri bakanının önerisi ve Danıştay’ca 3 temel nedene dayanır:
i. toplantı yer ve zamanı dışında toplanma.
ii. Toplantıda siyasi karar almak.
iii. Kanunla gösterilen zorunlu görevlerin yapılmamış olması.
Bütçeyi onaylar. Valilik onayından geçtikten sonra yürürlüğe girer. Bütün kararları valinin onayına tabi değil. Mülki amir 1 hafta içinde onaylamazsa içişleri bakanınca danıştaya gönderilir ve Danıştay’ca karar verilir. Meclisin onaya tabi olmayan kararları için de itiraz üzerine il merkezi dışındaki yerlerde il idare kuruluna, il merkezi yerlerde Danıştay’a başvuru. İl idare kurulu veya Danıştay’ca verilen karar vesayet yetkisi kullanılarak verilen bir idari karardır.

- belediye encümeni: il encümeninden farklı olarak sadece danışma kurulu değil, verilen yetkilerle icrai kararlar da alabilir. Belediye meclisi toplantıda olmadığı zamanlarda onun yerine geçer. Üyeleri iki gruptan oluşur. İlk üyeler belediye başkanı ve belediye içindeki önemli birimlerin başkanlarından oluşur. İkinci grup ise belediye meclisinin kendi içinden seçtiği üyelerdir. Kanuna göre bu ikinci grup birinci grubun üye sayısının yarısını geçemez. Bu nedenle belediye başkanının istediği yönde kararları çıkar. Burada anayasal bir sorun vardır. Anayasa md. 122 ye göre yerel yönetimlerin karar organları seçimle başa gelmelidir. Ancak belediye encümeni üyelerinde bu söz konusu değil. Gündemi belediye başkanı belirler. İhaleleri kararlaştırmak, şartnameleri hazırlamak, onaylamak, belediye adına kamulaştırma kararı almak, cezaları vermek, memurların özlük işlerini yapmak, belediye hesap ve harcamaların incelemek ve denetlemek bu bağlamda Sayıştaylık.

- Belediye başkanı: belediye tüzelkişiliğini temsil eder. Aslında karar organı değil. Anayasaya göre de bu nedenle seçimle başa gelme zorunluluğu yoktur. yürütme organıdır. Asıl görevi belediye encümeni içindeki konumundan kaynaklanır. Başkanlığın düşmesi; bu her şekilde yargı kararı ile olur. Meclis feshine neden olan olaylara karışmışsa, 20 gün boyunca işe gelmemişse içişleri bakanının teklifi ve Danıştay kararı ile. ; belediye başkanının verdiği yıllılık faaliyet raporunun meclisçe reddedilmesi (meclis üyelerinin 2/3 verilen gensoru oylayıp çoğunluk kabulü hallinde vali veya kaymakam durumu danıştaya havale eder ve Danıştay sadece verilen kararlardaki üyelerin yeter sayılarına bakar. Ve son olarak da belediye başkanının geçici olarak görevden el çektirilmesi haklarında ceza soruşturması başlatılmışsa içişleri bakanlığınca yapılır.

Büyükşehir belediyesi:
1984 yılında 3030 sayılı Büyükşehir belediyesi kanunu. İl ve ilçe belediyeleri kamu tüzelkişiliklerini korur, Büyükşehir belediyesi de ayrı bir kamu tüzelkişiliğine sahiptir. Sorun Büyükşehir belediyesi ile ilçe belediyeler arasındaki yetkilerin paylaşımıdır. Büyükşehir belediyesi kanununda yetkiler tek tek sayılmıştır. Anayolları, su şebekeleri yapımı gibi konularda bunların yapımı tüm ilçeleri ilgilendiriyorsa ya da tek ilçe belediyesi tarafından yürütülmeyecek işlerse Büyükşehir belediyesi tarafından yapılır. 3 organdan oluşur. Büyükşehir belediyesi meclisi, encümeni ve başkanıdır.

Büyükşehir belediyesi meclisi: seçimle başa gelen üyeleri yoktur. belli sayıda ilçe belediyesi meclisi üyelerinden ve başkanlarından oluşur. Anayasanın 127. maddesine aykırılık yoktur. dolaylı seçim hali, kasım, mart ve temmuz olmak üzere yılda 3 kez toplanır.

Büyükşehir belediyesi encümeni: sadece teknisyenlerden oluşur. Büyükşehir belediyesi meclisi üyelerinden kimse bulunmaz.

Büyükşehir belediyesi başkanı: doğrudan seçimle gelir. Yürütme organıdır. Büyükşehir belediyesini temsil eder. İlçe belediye meclisi kararları üzerinde Büyükşehir belediyesi başkanının denetim yetkisi kabul edilmiştir. İlçe belediye meclislerinin aldığı tüm kararlar Büyükşehir belediyesi başkanına gönderilir. Onaylamazsa tekrar görüşme isteyebilir. 2/3 çoğunluk ile bu karar tekrar ilçe belediye meclisinden çıkabilir. Bu denetimin vesayet denetimi olarak adlandırmak gereklidir. Bir kamu tüzelkişinin bir başka kamu tüzelkişisinin üzerindeki denetimidir.


  • Köy idaresi: 442 sayılı köy kanunu. Köy idaresinin kurulması için nüfus 150. isim değişikliği, başka ilçeye bağlanma, köye katılma içişleri bakanlığı kararı ile olur. Ayrı bir kamu tüzelkişiliği bulunmaktadır. Köy derneği, ihtiyar heyeti ve muhtar dan oluşur. Karar organı köy derneğidir. O köydeki kayıtlı tüm seçmenlerden oluşur. Muhtar köy tüzelkişiliğinin başıdır. Yürütme organıdır. Aynı zamanda köyde devletin ajanıdır. Muhtarın tüm işlemleri mülki amirin onayına tabidir. İl veya ilçe idare kurulunca görevden alınabilir. İlçe ve idare kurulları merkezi idarenin birimleri olması ve muhtarı görevden alabilmeleri, muhtarın devletin temsilcisinin olması nedeniyle yerel yönetim özerkliği konusunda soru işareti söz mevcuttur. Burada denetim idari vesayetten çıkıp hiyerarşi halini almıştır.



  • Hizmet Yerinden Yönetim Kuruluşları

5 e ayrılır
è idari kamu kurumları
è iktisadi kamu kurumları
è sosyal kamu kurumları
è bilimsel, teknik, kültürel kamu kurumları
è kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları

anayasada yerel yönetim kuruluşları dışında yerinden yönetim kuruluşlarından bahsedilmiyor. Bazıları özel olarak düzenlenmiş. Üni,TRT, TDK,

4 temel özelliği vardır.
Þ devlet tüzelkişiliği dışında ayrı kamu tüzelkişiliğine haiz.
Þ Bu bağlamda özerkliğe sahipler.bundan kasıt kendi görev alanlarına ilişkin olarak serbestçe irade beyanına sahip, hak sahibi olup yükümlülük altına girebiliyor. Sadece uzmanlık alanları ile sınırlı kararlar alabiliyor. Buna ihtisas (specialite) ilkesi denir.
Þ Hizmet yönünden yönetim kuruluşları coğrafi bakımdan sınırsızken konu bakımından sınırlı. Merkezi idarenin denetimine tabidir. Bu da idari vesayet denetimidir. Bunların organları üzerinde (karar organlarını görevden alma) yada işlemleri üzerinde (onaya tabi kılma, yürürlükten kaldırma) olabilir. KİT lerde vesayet denetimi daha hafifken idari kamu kurumlarında ise en ağırdır.
Þ Bunlar ayrı bir malvarlığına ve bütçeye sahiptir. Bir kısmı katma bütçeli (genel bütçenin bir ekidir, TBMM tarafından onaylanır, Sayıştay denetimine ve genel muhasebe kanuna tabidir.)bir kısmı da özerk bütçeye sahiptir.(kendi karar organlarınca kabul edilen bütçe). Uygulandıktan sonra TBMM denetimine tabidir. Bu denetim KİT’ler için Başbakanlık Yüksek Denetleme komisyonunca yapılır. Diğerleri için TBMM.


· İdari kamu kurumları: başbakan ya da bakanlıklara bağlı veya ilgili olarak kurulmuş.(karayolları gm è bayındırlık, sosyal hizmetler çocuk esirgeme, vakıflar gm., orman gm, köy hizmetleri) bağlı oldukları ana hizmetlerinden farklı davranmıyor. Katma bütçelidir. İlgili bakanlığın vesayet denetimi geniş.

· Sosyal kamu kurumları: bağkur, SSK, emekli sandığı. Sosyal güvenliğe ilişkin görevleri icra eder.

· Bilimsel, teknik, kültürel kk.: bilimsel alanlar è üni, YÖK, ÖSYM, üniversiteler arası kurum. Bunların ayrı kamu tüzelkişiliği vardır. Ancak fakülte ve yüksekokulların yok. Anayasanın 130 ve 131. maddelerinde üniversiteler düzenlenmiştir. Bilimsel özerklikten bahseder. Bunlar üzerinde YÖK bir denetim kurumu olarak görülmüştür. Teoride bir idari vesayet denetimi olarak değerlendirmek gerek. Pratikte alınan her karar üzerinde denetim var ve vesayet denetimi yetkisinin istisnailiğini engelleyici durum söz konusudur. TRT, TDİLK, TTARİHK, Devlet tiyatroları, devlet opera ve balesi è kültürel. TÜBİTAK ve tuba è bilimsel.

· Meslek kuruluşları: anayasada özel olarak 135. maddede. Aslında Dernek niteliğindedir. Bunlara anayasa kamu tüzelkişiliği tanıyor. Bir idari organ haline getiriyor. Bizde devlet organı içinde getirilmesinin nedeni üzerlerinde denetimin daha iyi sağlamak.karar organları seçimle başa gelir. Bunlara üyelik zorunlu. Bunun tek istisnası memurlar. Kamu avukatlarının baroya üye olmaları zorunlu değil. Karar organları görevden alınamaz. Acil durumlarda ancak hakim kararıyla alınabilir. Kamu düzeni, mülki güvenlik için görevden alınmaları halinde 24 saat içinde hakime sunulmalı ve hakimin 48 saat içinde kararı gerek.

· İktisadi kamu kurumları: kendi içinde ikiye ayrılır. KİT (kamu iktisadi teşebbüsleri) ve KİT statüsünde olmayan iktisadi kamu kurumları(TELEKOM, BİT, kamu bankaları). İdarenin iktisadi anlamda 2 tür yeri vardır. Bunlar bizzat ekonomik aktör olarak belli faaliyetleri devletin yürütmesi ki bunlar da kamu hizmeti niteliğindeki faaliyetler (elek, su, telefon ) ve kamu hizmeti niteliğinde olmamasına rağmen yürüttüğü faaliyetler (maden, petrol, tekel) olarak ikiye ayrılır. Bir diğeri ise ekonomik faaliyetleri bizzat yürütmüyor, bu faaliyetler yürüten özel işletmeler üzerinde denetim, düzenleme ve yönlendirme faaliyetlerini (regülasyon) yerine getiriyor. (RTÜK, BDDK, REK.K, SPK, EPDK)




KİT: 233 sy. Kanun hükmünde kararname ile Bakanlar Kurulu kararıyla kurulur. Yapı, işleyiş, grevleri ve temel faaliyetleri 233, personelinin statüsü ise 399 sy. Kanun hükmünde kararname ile düzenlenmiş.kendi içinde iktisadi devlet teşekkülleri ve kamu iktisadi kuruluşları olmak üzere ikiye ayrılır. Bunlar arasındaki temel fark, İDK ticari esaslara göre faaliyet gösterir, karlılık + verimlilik esastır. KİK ise tekel niteliğindeki faaliyetlerde verimlilik ve kamu hizmetinin görülmesi üzerinde yoğunlaşır. KİT in diğer kamu kurumlarına göre daha özerk bir yapısı var. Kamu malları haczedilemezken, KİT malları haczedilir, genel muhasebe kanunu uygulanmaz ve Sayıştay denetimine tabi değildir. Kamu ihale kanunu eskiden uygulanmazken 2003 sonrasında kitlerde bu kanun kapsamına alınmıştır. Genel müdürlük ve yönetim kurulundan oluşur. Bunlar kamu görevlisi de olur, 3 yıl için seçilir. Salt çoğunluk toplanır ve karar alır. (çok önemli bir KİT yk si yanlış anlaşıldığından yok hükmünde kararlar aldı.) genel müdürlük yk’nın aldığı kararları uygulama merci. Bağlı ortaklık ve iştirakler olarak müesseseleri vardır. Müesseselerin sermayeleri tamamıyla KİT e ait ve ayrı bir kamu tüzelkişiliği var. Bağlı ortaklıkların ise sermayelerinin %50sinden fazlası KİT e ait AŞ. İştiraklerde ise hissesinin %15 -50 bir KİT e ait. 233 sy. Kanun hükmünde kararnameye göre her KİT ürettiği malın fiyatına kendi karar verir ve zararları devletin genel bütçesinden karşılanır. KİT üzerinde denetim 3 şekilde yapılır;
  • esas olarak BYDK. Sayıştay denetimi mevcut değil. Anayasa md. 165 e göre mümkün.
  • TBMM nin BYDK üzerinden denetimi mümkün. Başbakan tbmmye raporlar sunuyor. KİT komisyonu bir aklama ya da aklamama faaliyetinde bulunuyor.
  • idari vesayet denetimi sonucu bağlı olduğu bakanlıkça.

KİT’lerin özelleştirilmesi:
Yargı organları kararlarına takıldı. Bazılarında hukuksal boşluklar varken bazıları için siyasi kararlar verildi. Dar anlamda kamu alanındaki varlığın özel sektöre geçmesi. Geniş anlamda salt mülkiyet satışı değil, kamu hukuku rejimiyle yönetilen bir kurumun özel hukuk rejimi alanına sokulması. 94 yılındaki 4046 sayılı özelleştirme kanunu. Genel olarak anayasa mahkemesi ve Danıştay kararlarında vardıkları ortak sonuç: özelleştirmenin tekelleşmeye sebep olmasının engellenmesidir. Anayasa mahkemesine göre özelleştirme mutlaka yasa ile yapılmalıdır. 99 yılına kadar anayasada bu yönde bir düzenleme yoktu. Devletleştirmenin tersi olarak görüldü ve yargı içtihatlarıyla kanunla düzenleme yolu öngörüldü. Kanunla temel esasların düzenlenmesini yeterli görmek gerek. İkinci sonuç, mülkiyet kamu malları için de geçerlidir ve uygun bedelle özelleştirilmelidir. Ancak tekel faaliyetindeki kuruluşların gerçek ekonomik değerlerinin tespiti zordur. Son sonuç ise özelleştirme sonrası ulusal bağımsızlık tehlikeye girmemelidir. Hisselerin çoğunluğu yabancı sermayenin eline geçmemelidir. Böyle bir anlayış evrensel verilerle bağdaşmaz. Pratik hayatta da sağlanması imkansız. “Altın hisse” sadece bu hisse devlet denetiminde olabilir ve YK kararlarını veto etme gibi ayrıcalıklar tanınabilir. 4046 sayılı kanun yavaşlatıcı bir etki yarattığı için değişiklik gündemde. 5 tür özelleştirme var.
  • satış: blok, halka arz, borsa ve yatırım araçları
  • uzun süreli kiralama
  • işletme hakkı devri
  • mülkiyetten ayrı ayni hak tesisi
  • gelir ortaklığı.
Özelleştirme faaliyetlerinde bulunmak üzere özelleştirme yüksek kurulu ve özelleştirme başkanlığı vardır. ÖYK è hangi kuruluşların hangi usulle özelleştirileceğine, nihai devir işlemlerini onaylama görevleri var. İlgili bakan, başbakan başkanlığında özelleştirmeden sorumlu devlet bakanı, maliye, sanayi ve ticaret bakanlarından oluşur.
Özelleştirme idaresiè başbakanlığa bağlı tüzelkişiliğe sahip bir kuruluş. Özelleştirmeye ilişkin kararları uygulamak, işlemleri yapmak.
Usul è özelleştirilmesi düşünülen kuruluş ÖYK kapsamına alınır. bu kuruluşun önemli kararları artık ÖYK alır. Daha sonra özelleştirme programına alınır. artık o idarenin yönetimine ilişkin tüm yetkiler özelleştirme idaresi başkanlığına geçer.




  • Bağımsız İdari Otoriteler

Regülasyon faaliyeti:
Bunların gerçekleşmesi için son yıllarda devlet tüzelkişiliği dışında bağımsız idari otoriteler oluşturuldu.(RTÜK, SPK, BDDK, TK, EPDK, ŞK, Tütün K, KİHALEK, TPE…) bunlar üzerinde tipik idari denetim oluşturulmamıştır. Mali, yargısal denetim mevcut. Üyeleri bakanlar kurulunca atanır. (rtük tbmmce) idari açıdan tam bir özerkliğe sahip. Seçildikten sonra görev sürelerinin sonuna kadar görevden alınamaz, alınan karar üzerinde idari denetim yoktur. bir alana ilişkin bizzat işler yapmıyor, faaliyette bulunanları denetliyor, düzenliyor ve yönlendiriyor. Anglosakson hukuk kaynaklı. Salt hukuksal olmayıp hukuk dışı, sosyal ve ekonomik anlamı vardır. Serbest rekabet içersinde faaliyetlerin düzgün şekilde yürütülmesini sağlamak amaçlanır. Etiksel olarak hatırlatma, mali cezalar ve hukuki yaptırımlar uygulama yetkisi var. Regülasyon faaliyeti mutlaka kamu otoritesince yapılmalı ancak bağımsız idari otorite olma zorunluluğu yoktur. hassas sektörleri politikacıların etkisinden kurtarmak amaçlandığından bağımsız idari otoritelerce yapılması baskın. İdare ve anayasa hukuku açısından siyasi anlamda hesap vermeyen kamu hukuku içinde oluşturulan bu birimlerin yöneticileri hakkında denetim olmaması sorun teşkil eder. Kurumların üyeleri bakanlar kurulunca seçiliyor ve bu nedenle parlamento en azından bakanlar kurulunu sorumlu kılabilir. Anayasa md. 123. bağlamında hoca bir sorun olduğunu düşünmüyor. İdari vesayet tanımlanıyor ancak bunun neyi içerdiğini belirtmemesi dayanak. Üzerlerinde mali denetim mevcut. Kanunla üyelerinin değiştirilmesi mümkün. 31 ocak 2002 4743 sayılı kanun ile bütün bağımsız idari otoriteler için ortak mali denetim mekanizması oluşturuldu. 1 BDYK, 1 başbakanlık müfettişi, 1 mali müfettişten oluşan komisyon bütün bağımsız idari otoriteleri mali bakımdan denetler. Ancak bu kanunun anayasaya aykırılığı gündemde. Anayasa md.165 e göre bütün kamu kuruluşlarının harcamaları TBMM’CE yapılmalıdır. Nihai karar TBMM ce verilir. Bağımsız idari otoriteler kanunu böyle bir aklama yolu öngörmüyor. İdari vesayet yetkisi değişime uğramış, vesayet makamı işlemler hakkında sadece yargıya götürebilmektedir. Bağımsız idari otoritenin kararlarını ilgili bakanın yargıya götürme yolu yeterli olarak görülebilir. Kararlara karşı idari yargı ve ilk derece mahkemesi olarak Danıştay. Gerçek anlamda idari yargı denetiminin yapılması için yargı içersinde de bağımsız idari otoriteler gibi uzmanlaşmış birimler oluşturulmalıdır.

3 tür yetki kullanır.
- lisans verme.(o alanda faaliyette bulunma izni.)
- tarifeleri belirlemek ya da onaylamak.
- idari ceza verme. Esas olarak uyarma ve ihtar. Bunun dışında para cezası ya da belge iptali.bu cezalar çok ayrıntılı idari işlemler sonrasında verilir. AİHM ilgililerin hukuksal durumlarını etkileyen bu idari para cezalarının verilmesi için insan hakları sözleşmesinin 6. maddesindeki adil yargılanma hakkı ilkesine ilişkin koşulların sağlanılmasını şart görüyor.

KAMU GÖREVLİLERİ

  • Anayasa md. 128 hangi hizmetleri memurların hangilerinin diğer kamu görevlilerince yapılacağını öngörür. Ayrımı belirten bir madde değil. 1. fıkra geniş kapsamlı ve kendi içinde çelişir.

  • 3 tür memur ve kamu görevlisi ayrımı var. Bunlar anayasa md.128, Türk Ceza Kanunu md. 279 ve 657 sayılı devlet memurları kanunu.

  • Anayasa md. 128/1 e göre memurdan kasıt 657 sayılı kanuna tabi olanlar. Subay, astsubay, üniversite personeli, hakimler ve savcılar, KİT personeli memur değildir. Bunlar ayrı düzenlemelere tabidir. Bu kanuna tabi her personel de memur değil. Kanunda memur, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçi olmak üzere 4 lü ayrım yapılmıştır. Memur dışında sayılanları diğer kamu görevlisi olarak kabul etmek gerek. İşe girişi, çalışmaya başlaması idarenin tek yanlı şart işlemi ile (atama) gerçekleşmesi memuru diğerlerinden ayırır.

  • Diğer kamu görevlisi anayasaya göre devlet memuru kanuna tabi olmayan kendi düzenlemesi olan fakat atama ile işe başlayan è ilk grup.

  • Bir sözleşme ilişkisi içinde çalışan fakat işçi olmayan personel è ikinci grup (iş akdiyle çalışır, toplu sözleşmeden yararlanamaz. Bir nevi işveren vekili durumu vardır. Sonuçta kamu görevlisi olarak kabul edilmiştir.

  • Ortada bir kamu hizmeti var ve genel idare esaslarına göre yürütmek gerekmiyorsa devlet görevlisi ya da memur olmasına gerek yok. Hoca, KİT’lerin devletin veya diğer kamu tüzelkişiliklerinin bir kamu gücünün kullanılması anlamında yürüttüğü hizmetler olarak algılamamız gerektiğini söylüyor. Bağlayıcı bir karar alma yetkisine sahip organların genel idari esaslara göre yürütülen faaliyetleri yerine getirdiği kabul edilmelidir.

Asli ve sürekli görev nedir?
  • Asli görev o kamu kuruluşunun kendisine verilen görev olup o görevi yerine getirenler kamu görevlisi olmak zorunda. Sürekli görev, geçici olmayan görev. Danışmanlık faaliyeti geçici bir görevdir. Bu anlamda anayasa mahkemesi geçici köy koruyucularının yapmış oldukları görevi sürekli görmeyip bunların kamu görevlisi olmadığına karar verdi. Buradaki süreklilik görevin sürekliliği olup görevlinin geçiciliği değildir. Kolluk faaliyeti süreklidir ve bu anlamda koruyucuların kamu görevlisi olmaması eleştirilir.

  • Türk Ceza Kanunu anlamında memur tanımı en geniş. Hem memur hem de kamu görevlisi olarak geniş yorumlanmalı. Sürekli, asli, genel idari esaslara göre çalışsın çalışmasın her türlü kamu görevi gören kişi kamu görevlisidir.

  • Memur özerkliği (657)
- İdare ile arasında statüsel bir bağ vardır. Çalışma ve diğer koşullarını bireyin kendisi belirleyemez.
- Memur tarafsızlığı hükmü siyasi faaliyette bulunmaması, herkese eşit davranması zorunludur.
- Güvenceli bir görevdir. Kanundaki istisnai şartlar gerçekleşmedikçe görevden alınamaz. Görevine ilişkin suçtan ötürü doğrudan soruşturma mümkün değil. Amir izni gerekli. Bazı suçlar için izin almaya gerek yok. Rüşvet, zimmet, kaçakçılık, ihaleye fesat, terörle mücadele Kanunu.
 
Back
Yukarı