Aşk'a İnanmışt'ı

Genel Yönetici
Staff member
Katılım
28 Mart 2008
Mesajlar
23.247
Tepki puanı
2.148
Puanları
163
Yaş
40
Bulunduğu Yer
ŞANLIURFA
Tuttuğu Takım
GALATASARAY
Mevlid Kandili için yazılmış en güzel şiirleri sizler için paylaşacağız.

Rahmet Peygamberi


Dünyamızı şereflendirdiğinde,
Sanki güller açmıştı kainat.

Müjdeleşiyordu tüm varlık alemi,
‘Muhammedü’l-Emin’ doğdu diye…

Kainat o an eğilmiş bir dal gibi,
Selamlıyordu varoluş sebebini.

Ardından aralandı kara bulutlar,
Bir güneş gibi parladı, islamın nuru.

Yağmaya başladı sağnak rahmet yağmuru.
Ne kisralar dayanabildi rahmetine,
Ne de bin yıllık mecusi ateşi…

Selamlar olsun sana, Ya Muhammed!
Selamlar olsun sana, Ya Resulüllah!


MEVLİD KANDİLİ DUASI


( Şiirin Hikayesini Görmek İçin Tıklayın )
Bir tek “ol” emri ile, mevcûdâtı var eden
Sana açtım kolumu, Ya İlâh el Âlemin!
Dergâhı izzetine, geldi mahçup bu beden
Sâfi eyle dilimi, Ya İlâh el Âlemin!


Kâbe-i muazzama, güzel Ravza orada
Tevhidler yükselirken, mübarek yer Mina’da
O duâlar aşkına, erdir beni murâda
Boş çevirme elimi, Ya İlâh el Âlemin!

Tüm varlık aleminin bayramıdır bu gece
Arşın ağırlığınca, zâtın zikrimde hece
Nebî ve ashâbının, hatrına senden rica
Sana çevir yolumu, Ya İlâh el Âlemin!


Lütfunla merhamet et, hicran ile yaktırma
Yatak ömrü verip de, kapılara baktırma
İmdâdıma sen yetiş, kaptan kaba döktürme
Garip koyma hâlimi, Ya İlâh el Âlemin!


Ömrümün hitamında, ol gaflete dalmadan
Gençlik kıymeti bilip, canı tenden salmadan
Şefkat peygamberinin, nûru ile dolmadan
Sen soldurma gülümü, Ya İlâh el Âlemin!


Asr-ı saadet çağı, yakar beni hem nasıl
”Gül devriyle” ulaşsın, huzûra yeni nesil
Hakîkate giden yol, senin yolundur asıl
Koru aklı selimi, Ya İlâh el Âlemin!


Yerdeki karıncanın, sesini duyan Allah
Teksin iki cihanda, benzerin yoktur vallah
Dert verip kullarına, çektirme ah ile vah!
Çiçeklendir dalımı, Ya İlâh el Âlemin!


Ey rahmeti bol olan, yerin göğün/sâhibi!
Vatan düşmanlarının, şeytan olsun kâtibi
Koru/kolla her zaman,o ümmetin hatibi
Lânetle an zâlimi, Ya İlâh el Âlemin!


Kanaatsiz insanlar, düşünür bilmem neyi
İsterim ekmeğimi, bölüşerek yemeyi
Kelime-i tevhidi, son nefeste demeyi
Nasip eyle soluma, Ya İlâh el Âlemin!


Vakti gelen göçecek , bura misâfirhane
Teneşir paklığıyla, ulaştır tatlı sona
Bir fâtiha okuyup, müminlerin ruhuna
Yâd edeyim ölümü, Ya İlâh el Âlemin

ASİYE ALEV AKBOĞA


Bir Gece
Ondört asır evvel, yine bir böyle geceydi,
Kumdan, ayın ondördü; bir öksüz çıkıverdi!
Lakin, o ne hüsrandı ki hissetmedi gözler;
Kaç bin senedir, halbuki, bekleşmedelerdi!
Nerden görecekler? Göremezlerdi tabii,
Bir kerre, zuhut ettiği çöl en sapa yerdi;
Bir kerre de, ma’mure-i dünya, o zamanlar,
Buhranlar içindeydi, bugünden de beterdi.
Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta;
Dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!
Fevza bütün afakını sarmıştı zeminin,
Salgındı, bugün Şark’ı yıkan, tefrika derdi
Derken, büyümüş, kırkına gelmişti ki öksüz,
Başlarda gezen kanlı ayaklar suya erdi!
Bir nefhada insanlığı kurtardı o ma’sum,
Bır hamlede kayserleri, kisraları serdi!
Aczin ki, ezilmekti bütün hakkı, dirildi;
Zulmün ki, zeval aklına gelmezdi, geberdi!
Alemlere, rahmetti, evet şer’-i mübini,
Şehbalini adl isteyenin yurduna gerdi.
Dünya neye sahipse, onun vergisidir hep;
Medyun ona cemiyetti, medyun ona ferdi.
Medyundur o mas’uma bütün bir beşeriyyet…
Ya Rab, bizi mahşerde bu ikrar ile haşret.

Mehmet Akif Ersoy
 
Back
Yukarı