Türk Siyaseti; Anayasa ve Vatandaşlık Hakları

Aşk'a İnanmışt'ı

Genel Yönetici
Staff member
Katılım
28 Mart 2008
Mesajlar
23.247
Tepki puanı
2.148
Puanları
163
Yaş
40
Bulunduğu Yer
ŞANLIURFA
Tuttuğu Takım
GALATASARAY
Türk Siyasetine Giriş
Türk Siyaseti diye bir kavram olabilir mi? Türkiye’de siyaset olabilir mi? Etimolojik olarak; Siyaset – Politika İtalyanca’dan geçmedir.
1. Politika – Grekçe – Eski Yunanca – Site devletine atıf yapan bir kavram. Sitede işler nasıl oluyor bunu konuşuyorlar.
2. Politikos – devlet adamı
3. Politeo – devlet, cumhuriyet
4. Politis – Yurttaş

Frenk dünyasından Türkçe’ye girmiş bir kavram. Birden fazla insanın olduğu heryerde siyaset vardır. En küçük kabile biriminden en karmaşık imparatorluğa kadar hepsinde var.

Siyaset – Arapçadan geçmiş
Eski Mısır resimlerinde firavunun elinde kırbaç var. Osmanlıdaki anlamı ise 19. yy’a kadar idam cezası demekti.

İdam cezasının infaz edildiği yere Siyasetgah denir. 19. yy’da Osmanlı modernleşmesi başlayınca kavram içerik değiştirmeye başladı. Millet, devlet gibi.
Bunlardan biri Milli; 19. yy’da dini anlamı vardı. Şimdi daha çok laik bir anlamı var.
Örnek; Milli Nizam Partisi – ulusa atıfta yapmaz. Anadoluda gereken adrese ulaşır. Tanzimat döneminden itibaren anlam değiştirmeye başlıyor.

200 yıl önce Siyaset nasıl yapılıyordu? III. Selim’in amaçlarından biri devleti re-organize etmek istiyor. Bazı kurumlar buna engel oluyor. Bunun başında da Yeniçeriler geliyor.

19. yy çok derin değişimlerin yaşandığı bir yıldır. Bu Avrupa içinde Rusya içinde böyledir.

Fes örneği; modernleşme olarak geldi. Osmanlıya bürokrasinin zorunlu başlığı olarak geldi. II. Mahmud zamanında ilk eleştiri Gavur Padişah oldu. 100 yıl sonra fesin kullanıldığı tarih 1925, aynı toplum başımızdan fesi çıkartıyorlar dinden çıkartıyorlar dedi.

Bir toplumun aynı temalarda nasıl değişebildiğine örnektir.

Toplumlar miyoptur. Bir partinin siyasi reklam propogandasını üstlenmişseniz (ANAP için yapıldı), propagandayı yakın geçmiş ve yakın gelecek üzerine kurarsanız başarılı olabiliyorsunuz. Yakın geçmişten sözedeceksiniz neler yaptığınıza dair, gelecek için neler yapabileceğinize dair. Türkiye’de siyasal hayatın kendiside miyop. Ne kadar eski bir geleneğe sahip olduğumuzu hatırlayamıyoruz. İdeolojiden dolayı çünkü tarihi cumhuriyetle başlatıyoruz. Osmanlı ve cumhuriyet arası çok derin bir kesik var. Arada süreklilik var. Bunu söylemek siyasal tercih olarak ben saltanattan yanayım demek değil.

Şu haksızlığı da yapmayalım, cumhuriyet bir anlamda nicel birikimlerin nitel sıçramasıdır. Örnek, Osmanlı İmparatorluğu’nun temel meşruluk kaynaklarından biri Hilafetti. 3 Mart 1924’te kaldırıldı. Türkiye’de hilafet kaldırıldı diye bir tepki olmadı. 2 yerde gösteri oldu.
1. Hindistan
2. Mısır
Çünkü iyi kötü Osmanlı entellektüelleri de ahaliside böyle bir kaldırılmaya hazırdı.
1876’da Anayasa ilan ediyorsunuz. İlk seçimleri 1877’de yapıyorsunuz. Kaçtane ülkenin anayasasının ve seçimlerinin bu kadar eskiye dayandığını söyleyebilirsiniz. Rusya ilk parlamentoyu 1905’te açtı. Osmanlı ise 1876’da açtı.

Anayasa
İlk Anayasa 1876’da ilan edildi. Türkiye’nin günümüze kadar 5 tane Anayasası var.

1982 Anayasası bir anlamda 61’e tepkiydi.
Mustafa Kemal Anadolu’ya çıktığı zaman Osmanlı subayıydı. Anadolu işgal edilmiş, bir mücadele başlıyor. Buradaki ilginç gelişme Erzurum, Sivas vs kongerelerdir. Ankara’da meclis açılıyor. Peki Ulusal kurtuluş hareketi parlamentosuz yürütülemezmiydi? Dünyada da bunun örnekleri var. Böylece bütün hareketi meşru buluyorsunuz. İkincisi o gelneğer sahipsiniz.

Çok partili sisteme geçince. İlk defa milletvekilleri oy için köylere gitmeye başladılar.
Anayasa ne işe yarar? 18. yy sonlarında ortaya çıkıyor. İlk Amerika’da başlıyor. Ardından Fransa’da devam ediyor. En başta siyasal otoritenin sınırlandırılmasına yarıyor. İdarenin, yönetimin etrafına sınır oluşturmaya başlıyorsunuz demektir.

19. yy’da Fransa’da anayasa konusunda burjuva ısrar ediyor. Oysaki eskiden feodallerin gücü vardı. Burjuvanın siyaseti etkilemek için hakkı yoktu. Anayasa ile buna kavuştular. Ülke yönetimine katılmaya başlıyorlar. Burjuvalar seçim ve oy hakkı istediler. Onlara çeşitli şartlar konuldu. Bu yüzden Avrupa’da 19. yy’ın başlarında Avrupa’da işçi ayaklanmaları oldu.

Türkiye’de seçmek ve seçilmek için devlete belli bir oranda vergi vermek veya toprak sahbi olmak gerekiyordu. Bir ülkede siyaset hangi kurumlarda yapılır?
Yasama – Yürütme – Yargı Basın (4. kuvvet)
Bu süreci çalıştıran aktörler 5’e ayrılıyor.
1. Siyasi Partiler
2. Sivil Toplum Kuruluşları
3. Ordu
4. Basın
5. Üniversite

Günümüzde üniversitenin siyaset üzerinde fazla bir etkisi yoktur. Ama 1960’larda vardı. Bir profosör bir siyasi parti hakkında bir eleştiride bulunduğu zaman gazetelerde manşet olurdu.

Siyaset partide yapılır. Türkiye’de şu anda 52-53 siyasal parti var. Bunun yalnızca 3 tanesi mecliste temsil ediliyor.

Türk siyaset tarihi 1865 tarihine kadar iner. Yeni Osmanlılar Cemiyetidir adı. İmparatorluğun kaderine hükmetmiş parti İttihat ve Terakkidir. Yurt dışında şubeleri olan bir partiydi.

Anayasa değişik ekonomik sınıfların siyasette katılmalarını sağlar. Amaçlarda temel hak özgürlükler yer alır. Devlet vatandaşıyla 2 yolla ilişki kurar.

Vergi – Askerlik
1. Devlet güvenlik vaad eder
2. Adalet vaad eder

Bu dört işlem siyasal sistemlerin olduğu her yerde vardır.

Yurttaşlık
Türkiye’de yurttaşlık – devlet arasaında ilişkiyi kuran bit kurumda bürokrasi. Bu bir anlamda bir sınıf. Türkiye’de bürokraside bir sınıf. Bu bürokrasi 2005’e kadar üretim araçların bir kısmına hala sahip. KİT’ler toprak mülkiyeti gibi.

Hala devlet en büyük alıcı. Bürokrasi sahip olmasa bile denetleyebiliyor, kontrol edebiliyor. Bu Bürokrasi içinde de ordu çok önemlidir. 13 Nisan 1909’dan beri siyasetin devlet aktörlerinden biridir. Orduyu ihmal ederek siyaset yapamazsınız. O tarihten beri Türk Siyasal hayatının karar vericilerinin en önemli aktörlerinden biridir. Ordu 1961 anayasasıyla birlikte MGK ile birlikte Türk Siyasetinin içerisinde.

Geriye siyasal partiler ve sivil toplum kuruluşları kalır. Otoriter rejimlerde yönetilen ülkelerde bile vardır.
İki işlev görürler
1. Bireyi, toplumu devletten korurlar
2. Ordu aracılığı ile toplumu denetlersiniz

Türkiye’de ki temel çatışma alanları, krizlere baktığımız zaman ortak özellikler görüyoruz.
1. laiklik – irtica
2. bölücülük – birlik bütünlük
Darbe gerekçesi, ekonomi gerekçesi olarak görürsünüz. Bunu bütün modernleşme süreci süresinde görebiliyorsunuz. Türkiye’de irtica olaylarının ilk oluşması 31 Mart olayıdır.

1. Merkeziyetçilerle – Ademi merkeziyetçiler
2. Atanmışlarla seçilmişlerde arasında bir kriz vardır
3. Devletçilikle liberalism arasındaki çatışmasıdır
4. Laiklerle dincilerle arasında yaşanan çatışma

Cumhuriyet döneminde kurulan ilk parti TpCF kapatıldı. Dine hürmetkardır. Aynı zamanda Kürtçülük. SCF; dini simgelerin kullanılması nedeniyle
1946 – Türkiye çok partili sisteme geçtiği dönem
1953 arası bir sürü parti kapatıldı

Türkiye’de siyasette de ana çatışma bu gruplar arasında gelişir. AKP bir yasayı cumhurbaşkanına gönderiyor, geri geliyor. Çünkü cumhurbaşkanı merkeziyetçiliği temsil ediyor. AKP ademi merkezileri temsil ediyor.

Hiç ummadığımız zamanlarda kriz olarak toplumun karşısına gelir.

İnsanlar kendilerini nasıl tanımlarlar
İnsanlar 100 yıl önce herhangi bir coğrafya da bir insanı çeviridiğiniz zaman dini kimliğini söyledi. O zamana kadar ulus diye bir kavram yok. Hangi mezhbe bağlı olduğunuz da önemliydi.

Din bir hukuk sistemidir.
Eğer siz müslümanım, hanefiyim veya hıristiyanım ve ortodoksum diyorsunuz, nasıl evlenicem, nasıl miras bırakıcam, ona göre yapıcam.

Kimliğin ana öğesi dindir. Ulus devlet diye dünyada bir kavram çıktı. Yeni bir kimlik çıktı. Buda yeni bir hukuk gereksinimi doğurdu. Dolayısıyla modern devletlerde bireyle devlet ilişkisi hukuki bir ilişkidir.
 
Back
Yukarı